31 Mart 2021 Çarşamba

"Kalabalıklar mutsuzluk içinde biligeleşir" (söz)

Demokritos, "Kalabalıklar mutsuzluk içinde biligeleşir" derken ne demek istemiş? Peki, neden savaşları ve acıları sona erdirmeye yetecek kadar biligeleşemiyordu kalabalıklar? Yoksa tahmin edildiği kadar mutsuz değiller miydi? Bu soruları içimden sormuş olsam da üç kulaklı bir kedi olan dostum İvan, duymuş olmalıydı ki beni, "Ne kadar mutsuz olduklarını ölçecek mutluluk bilgisinden yoksunlar mı yoksa?" diye mırıldandı yattığı yerden.

Zorunlu Mesafe (söz)

...Öyle şey olur mu? Kirpi örneğinde olduğu gibi hep zorunlu mesafeden söz etmeye çalışıyorum, hepsi bu.

23 Mart 2021 Salı

"Self Made Man" Bobbie Carlyle



Bu heykeltıraşın gerçek anlamda felsefik bir havası var. Bobbie Carlyle bu sanat eserini yaparken ne düşündü bilmiyorum ama bana çağrıştırdığı şeyler oldukça iyi. İnsanı bir şeyler düşündürmeye itiyor.





Bobbie Carlyle'nin bronz heykeli, "Self Made Man", onun en başarılı eserlerinden biri oldu. İşlerinin çoğu gibi, hayatındaki deneyimlerden gelişti ve başarılması gereken muazzam bir görev oldu. Bobbie Self Made Man'i yaratırken ona altı farklı erkek model poz verdi. Yüzü oğlu sağlarken, çeşitli vücut parçaları hayatındaki diğer erkeklerden "ödünç alındı". Çalışmanın ilk yorumuna 1987'de Colorado'da başladı ve 37 inçlik bronz olmadan önce bir yıl boyunca oturdu. Bobbie her gün stüdyosunda dolaşırken, anıtsal versiyon kil ile kaplı köpükte başladı ve bir süre boşta kaldı ve bitmedi. "Heykeli bitirmek için konsantre enerji harcamaya karar verdiğimde bir kaza geçirmiştim ve kırbaç darbesi ve pelvis kırılmıştım" dedi. "


Bobbie, kendi stüdyosunun tavanı yalnızca 9 fit yüksekliğinde olduğu için, 3 metrelik heykeli bir arkadaşının stüdyosuna götürmek zorunda kaldı. Orijinal tamamlanmış anıtsal eser, ABD'nin Suudi Arabistan Büyükelçisi tarafından satın alınana kadar Colorado'daki Douglas County yönetim binasının önünde sergilendi. “Bazı erkekler bu çalışmanın daha küçük versiyonlarını kendileri için satın aldım ve eşleri kocaları için satın aldı” dedi. Parça, geleceğini şekillendiren adamı temsil ediyor. Bitmiş işimde kasıtlı olarak çizikler ve sıyrıklar bıraktım. İnsanın kendi çabasının ve çabasının işaretlerini görmesi gerekiyor. "Bu özel çalışmaya verilen muazzam tepki Bobbie'yi, kendi sanatsal ve kişisel durumunu doğru bir şekilde tanımlayan iki kelime olan In Progress adlı kendi kendine yeten bir kadın yaratmaya başlaması için cesaretlendirdi. '' Altı yıl önce boşandıktan sonra heykelimde tam gün çalışmaya karar verdim, dedi. "Yedi çocuk yetiştiriyordum ve beş çocuğu hala evde yaşıyordu. Çocuklarım çabalarımı desteklediler ve işime konsantre olabilmek için evde yardım etmeyi öğrendiler."

5 Ocak 2021 Salı

Mitolojide AŞK



İlk olarak, platonik aşk... Bu terim, Platon’dan gelmektedir. (Bu kısım mitoloji değil gerçektir, tabii ki). Kendisi okulunda bir öğrencisine aşık olmuştur ve o zamanlar kızlarla erkekler ayrı ayrı eğitim görmektedirler. Buradan anlıyoruz ki Platon bir erkek öğrencisine aşık olmuştur ve karşılık alamamıştır, bu tür aşka da adını vermiştir (ama platonik aşkın homoseksüellikle bir alakası yoktur).(Başka bir kaynakta ise Platon öğrencisini değil de öğrencisi Platon'u seviyordur.)


Karşılıksız aşkın yansıması olarak Echo’nun hikayesi bir örnektir... Echo’nun da kitaptan kitaba değişen hikayeleri bulunmaktadır.

Pan, mitolojide çoban ve sürülerin yarı insan-yarı keçi tanrısıdır; flüt çalmaktadır ve yaptığı müzik, “panik” kelimesinin de kökenidir ve hareketli, neşeli, hatta gürültücüdür.


Pan, bir gün küçük bir vadiden geçerken bir nenfin (nymph) şarkı söylediğini işitir. Bu bir
orman perisi olan Echo’dur. Yalnızlığı seven, Zeus’un perileri olan "muse"lerden flüt çalmayı ve şarkı söylemeyi öğrenen bu genç kız Echo, insan topluluğundan ve tanrılardan kaçar, evlenmek istemezdi. Onun ahenkli ve berrak sesini duyan Pan, ona karşı vahşi bir sevgi duydu. Onun yeteneğini kıskanan ve onun güzelliğinden istifade edemeyen bu keçi sakallı mabut, etraftaki bütün çobanların yollarını şaşırttı. Bu şaşkınlıkla bir gün nenfe hücum ettiler, onu öldürdüler ve vücudunun parçalarını dağıttılar. O günden beri, her tarafa dağılmış olan Echo'nun kendine özel bir yeri yoktur. Gürültüyü duyduğu her yerdedir. Ölümden sonra da müzik hafızasını kaybetmemiştir. Kulağına çarpan sesleri tekrarlar.



Diğer bir masala göre de Echo'nun felaketine sebep olan Pan değil, baş tanrı Zeus’tur. Bir gün Çapkın Zeus arza inerek bazı güzel nenfleri ziyaret etmişti. Evlilik tanrıçası olan kıskanç karısı Hera onu yakalamak istediği zaman Echo onun dikkatini başka tarafa çekti ve uzun tutarak nenflerin saklanmaları için vakit kazandırdı; fakat Hera bu hileyi anlamıştı. Sözleriyle kendisini aldatmış olduğundan, ona ceza olarak söz söylemesini kısıtlayacağını bildirdi. Hera' nın emri yerine geldi. O zamandan beri Echo, hiçbir zaman ilk defa söze başlayamaz ve ona söz söylendiği zaman susamaz. Ancak durmadan işittiği seslerin son kısmını tekrar eder.

Başka bir masala göre de (ki bu bence en güzelidir), Echo, geyikleri kovalıyan bir avcı gördü. Adı Narcisse olan bu genç avcıdan daha yakışıklı bir delikanlı az bulunurdu. Onu görür görmez Echo şiddetli bir aşka tutuldu. Gizlice onu takip ediyor, günden güne aşkı alevleniyordu. Derdini açığa vuramıyordu. Delikanlı da izlendiğini hissediyor ve rahatsız olup ormanlara kaçarak gizleniyordu. Ümitsizliğe kapılan Echo başarısızlığını saklamak için derin bir mağaraya kapandı. Artık dağlarda görünmez olmuştu. Beslediği aşk onu günden güne eritti. Bütün vücudu tükendi, kanı çekildi. Ondan geriye yalnız kemikleriyle sesi kaldı. Kemikleri kaya şeklini aldılar, sesi de her tarafta dolaşarak seslenenlere cevap verir oldu.

Diğer taraftan Narcisse'in ''narsist kişilik bozukluğu''na da isim veren yersiz gururu tanrıları kızdırmıştı. Onun bu anlamsız gururunu ve katı kalbini cezalandırmak için, ona garip bir heves verdiler. Bir gün av ve yaz sıcağının yorgunluğu ile sakin ve şeffaf bir pınarın başına geldi. Su ayna gibi parlaktı. Narcisse su içmek için eğildi ve berrak suya yansıyan yüzünü gördü. Suda aksini görüp büyülenen Narcisse hareketsiz kalmıştı. Adeta aşkla aksine bakıyordu, hiçbir kuvvet onu oradan ayıramıyordu. Yavaş yavaş, güneşin altındaki buz gibi, renginin solduğunu ve eridiğini gördü. Güneş onu yakarak bitirdiği zaman kız kardeşleri onun için ağladılar ve mezarının üstüne koymak için saçlarını kestiler. Cesedi götürmek için hazırlandıkları vakit, onun yerinde sarı ve beyaz bir çiçek buldular ki bu çiçek onun adını taşıyan nergistir.

24 Aralık 2020 Perşembe

Ayzıt Türk ve Altay mitolojisi

 Ayzıt Türk ve Altay mitolojilerinde Güzellik Tanrıçasıdır. Aşkın ve güzelliğin simgesidir. Sümer ve Yunan mitolojilerindeki İştar ve Afrodit ile ilişkilendirilir. Kutsal hayvanı kuğudur. Kuğular bu nedenle dokunulmaz sayılır. Kuğular biçim değiştirmiş kutsal kızlar olarak kabul edilir. Ayzıt gümüş tüylü bir kısrak biçimine bürünebilir ve gökten yeryüzüne bu şekilde iner. Kısrak kılığındayken kuyruk ve yelelerini kanat gibi kullanır. Ormanlarda dolaşmayı sever. Ak bir kalpağı, çıplak omuzlarında ak bir atkısı vardır.


Çocukları ve hayvan yavrularını korur. İnsanlara sevgi ilham eder. Sarayının kapısında ellerinde gümüş bakraçlar ve gümüş kamçılar bulunan bekçileri vardır. Bu bekçiler kötü insanları içeriye almazlar. Ayzıt’ın kızları vardır. Onlar da kuğu kılığına bürünebilirler. Ayzıt’ın kızları büyülü beyaz bir tülü giyinince kuğuya dönüşürler. Beyaz turna kuşu da diğer simgelerinden biridir.


22 Aralık 2020 Salı

ADAM demek İNSAN olmak DEMEK

Bir hikaye vardı şu anda anlatması uzun ve zahmetli ama kısaca şuydu:
      ''Bir erkek adam olamadı bu yüzden bir kadın adam oldu.''

ADAM demek erkek demek DEĞİLDİR,
ADAM demek İNSAN olmak  DEMEKTİR.

Hikayede insan olmasını, insanın  ne demek olduğunu bilmeyen şahıslar... kısaca kötüydü anlarsınız.
Kimse dur demedi tek bir kişi hariç o da oğlu için yaptı, adam oldu.
Bir kadındı, bir anneydi, bir insandı...
Hikayenin sonunda hepsinin haddini bildirdi. :)
Hikaye aslında tek bir şeyi anlatıyordu o da insan olmayı.

Bazı şeyleri anlamak o kadar da zor değil.
Anlamak istediğimiz sürece.
Değil mi?
imza/n.azize  -    igan.moon   -  Nermin İğan


Poseidon





Yunan Mitolojisi'nde denizlerin ve depremlerin tanrısı Poseidon ‘’Ey yerleri sarsan veya kara saçlı tanrı’’ olarak da çağrılır. Titan Okeanos’un torunlarından Amphitrite ile evlidir. Elinde ki silahı ise dünyaları sarsan ve herşeyi yok edebilecek güçte ki 3 dişli yabasıdır. Roma Mitolojisi'nde Neptün olarak bilinmektedir. Tasvirlerinde uzun, siyah, dalgalı saç ve sakallarıyla betimlenmektedir. En bilinen atribüleri ise yunus balığı ve 3 dişli yabasıdır.

Anlatamam derdimi dertsiz insana / Aşık Veysel (türkü)

Anlatmam derdimi dertsiz insana Dert çekmeyen dert kıymetin bilemez Derdim bana derman imiş bilmedim Hiçbir zaman gül dikensiz olamaz  Gülü ...