
Eko, Narkissos’a aşık olan bir ağaç perisiydi. Sesinin güzelliği ile ün salmıştı. Narkissos bir çok peri tarafından sevilen güzel bir yaratıktı, fakat Eko kimseyi sevmemişti. Narkissos ilgiyi, övülmeyi ve kıskançlığı severdi. Onun gözünde kimse ona denk değildi ve kimseyi kendine eş değer görmüyordu. Eko’nun Narkissos’a olan tutkusu ve aşkına denk gördüğü tek şey konuşmaya olan aşkıydı. Çünkü her zaman son sözü o, eko söylerdi. Bir gün, Tanrıça Juno’yla sohbete dalarak, Juno’nun çapkın eşinin kaçmasına sebep oldu. Juno eşini perilerin arasında olduğunu düşündüğü için ormana gitti ve orada eşini perilerle gönül eğlendirirken gördü. Tanrıça Juno gelene kadar korkudan bütün periler kaçıştı. Ortada sadece Eko kalmıştı. Bunun üzerine Tanrıça Juno, Eko’yu bir hain görerek onu lanetledi. Konuşmasını engelledi ve sadece kendisine söylenen veya duyduğu en son kelimeleri konuşabilecekti. Eko, Narkissos’un kendisini farkedebilmesi umuduyla genelde ormanda bekleyerek zaman geçirirdi. Bir gün çalıların arasında dolaşırken, Narkissos eko’nun ayak seslerini duydu ve seslendi. “Kim var orada?” Eko cevap verdi, “Orada!” Narkissos tekrardan seslendi “Gel”. Eko cevap verdi, “Gel”. Narkissos bir kere daha seslendi. “Neden benden çekiniyorsun, gel de beraber oturalım.” Eko çok mutluydu, Narkissos ona kendisine katılmasını sorduğuna. Çok uzun zamandır söylemek istiyordu ona olan aşkını, kalbinde onun için biriktirdiklerini ama konuşamıyordu. Ona doğru koştu ve kendini kollarına attı.Narkissos sinirlendi ve “Ellerini çek, beni elde etmen yerine ölürüm daha iyi” dedi ve Ekoyu yere düşürdü.Eko kalbi kırıp bir şekilde ormanı koşarak terketti. Utançla, hiç bir zaman bulamayacağı bir aşkın hasretiyle, uzaklarda dağlarda ve mağaralarda yaşamaya devam etti. Keder onu öldürdü. Vücudu dağdaki bir kayaya karıştı. Ondan geriye kalan tek şey, başkaları konuştuğunda kibar bir şekilde tekrarlayan sesi oldu.
Aynı hikayenin başka bir anlatımıyla...
Narkissos bir çok periyi etkilemeye devam etti. Onları reddetmekten ve dalga geçmekten zevk alıyordu. Tanrılarda Narkissos’un bu davranışından yoruldu ve onu lanetledi. Hiçbir zaman sevilmeden, karşılıksız sevmenin öğrenmesinin nasıl bir his olduğunu öğrenmesini istediler. Narkissos’un seveceği, gerçek olmayan ve onun sevgisine karşılık veremeyecek olan tek bir kişi vardı. Narkissos, güneş ışınlarının keyfini çıkardığı bir günde, bir su birikintisinin yanına geldi. Ona baktığında gördüğü şeyin bir su perisi olduğunu düşündü. Onun kendi yansıması olduğunu anlamadan anında aşık oldu. Onu öpmek için suya eğildi, o eğilirken yansıma da onu taklit etti. Narkissos bunu bir karşılık olarak gördü ve su perisini kendisine çekmek için daha da yaklaştı. Su dalgalandı ve görüntü kayboldu. Paniklemişti. Sevdiği nereye gitmişti? Su tekrardan sakinleşince su perisi geri geldi. “Güzel varlık neden benden çekiniyorsun? Eminim ki benim yüzüm seni iğrendirmiyordur. Periler bana aşık olur ve sen bana çok farklı görünmüyorsun. Sana kollarımı uzattığımda sen de uzatıyorsun, sana güldüğümde de bana gülümsüyorsun. ”Tekrardan ona dokunmak istedi, ama aşkı gözlerden kaybolmuştu. Suya dokunmaktan korkarak, birikintinin yanında uzandı ve yansımanın gözlerine dalıp gitti. Elinden birşey gelmediği için çaresizlikle ağladı. O ağladıkça, Eko’da ağladı. Narkissos hareket etmedi, yemedi, içmedi. Sadece acı çekti. Acı çektikçe zayıfladı ve güzelliğini kaybetti. Ona aşık olan periler, onu su birikintisinden uzaklaştırmak için yalvardılar. Onlar gibi, Eko’da yalvardı. Ama Narkissos sanki oraya mıhlanmıştı ve orada sonsuza kadar durmak istiyordu. Eko gibi, Narkissos’ta keder içerisinde öldü. Vücudu toprağa karıştı ve beklediği yerde onun yerini bir çiçek aldı. Bu çiçek bir nergis’ti. Periler onun ölümünden dolayı yas tuttular ve onlar yas tuttukça Eko’da yas tuttu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder