Peleus’la Thetis’in Tanrılar arasında kutlanan düğününe Nifak Tanrıçası Eris davet edilmemiştir. Nifak Tanrıçası boş durur mu, düğüne davetsiz gelip masanın ortasına altın bir elma atmış ve elmanın üzerinde “en güzele” yazıyormuş.
Athena, Afrodit ve Hera elma benim, bana yakışır diyerek elmayı sahiplenmeye kalkmışlar, diğer Tanrılar bir sonuca varılması için Tanrılar Tanrısı Zeus karar versin demiş, Zeus bu işi başından savmak için Kaz Dağları'nın yakışıklı çobanı Paris’i elmayı en güzele vermesi için görevlendirmiş.
Bu üç Tanrıça, yakışıklı çobanın karşısına çıkmışlar. Tanrıçalar elinde elmayla duran Paris karşısında heyecanlı bir şekilde başlamışlar akıllarına gelen vaatlerle çobanı etki altına almaya.
Athena; ün, şan vaat etmiş, Hera; zenginlik ve kuvvet. Afrodit ise, güzeller güzeli Helen'i vaat etmiş. Athena ve Hera en güzel elbiselerini giyip, en süslü mücevherlerini takmışlar, oysa güzellik örtü istemez, güzellik onun örtüsü diyen Afrodit bunların hiçbirini yapmamış. Paris’in altın elmayı tutan eli kımıldamış ve herkes heyecan içindeyken, elmayı geniş bir kavis çizerek Afrodit’e doğru uzatmış.
Bu olaylar sonucu Truvalı Paris, Sparta Kralı Menalaos'un eşi Helen'i, Afrodit yardımıyla kaçırınca Truva savaşı başlamıştır.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder